madem bugün 8 mart, herkes de kadınlara karşı çok duyarlı. efendim bir de bunlar var, mümkünse dikkatinize;
gece mesela yürüyorsam yolda, kafam önde ve koşar adım gitme içgüdüsüne (bu içgüdü içime ne ara yerleşti bilemiyorum ama karşı koyma içüdüsü de aynı oranda mevcut bünyemde, şizofreninin kadınlarda daha sık görülmesinin nedenlerinden biri belki) karşı koyup keyifli keyifli gitmem dur bakalım nasıl diyorsunuz 'aranıyor' olduğum anlamına gelmez tıpkı böyle bir durumda 'başıma bir iş gelmesi' halinin de 'o saatte ne işi varmış canım kız başına' cümlesiyle açıklanamayacağı gibi. aynı zamanda, gece tek başıma yürümem, tıpkı araba kullanmam, gerektiğinde kendimi savunmam, efendime söyleyeyim evdeki bozuk bir şeyi tamir etmem halinde kullanıldığı üzere 'erkek gibi kız' olmamla da açıklanamaz. zira bunların hiç biri erkekliğe özgü bir yetiyle yapılmadığı gibi bu konulardaki başarısızlığım da kadınlara özgü yetersizliklerden kaynaklanmaz ( o arabayı oraya park edememem sadece şoförlüğümün zafiyetidir). "erkek gibi" olmak yüceltme sıfatı görevi görmez.
"yanınızda erkek olsun" cümleciği pek çok kez duyulmuştur kadınlar tarafından. şimdi bu konunun kadın yanı pek çok konuşulur da ben burda bir de erkekleri düşünüyorum. zira onlara da "bre güçlü kuvvetli kollayıcı koruyucu" muamelesi yapmak hakkını pek doğru bulmuyorum. kaleye hapsolan prensesleri kurtaran yakışıklı prens rolü de en azından kurtarılmayı bekleyen prenses rolü kadar acımasız.
bir de taciz konusu var. efendim lütfen sözle, elle, bakışla, ya da artık nerenizle yapıyorsanız oranızla, taciz etmeyin. çünkü memelerin görünmesi size onları elleme hakkını ya da onları elleme isteğini sözle bildirme hakkını vermez._ buarada kadının kıyafetini kendinize bu kadar dert edinmeyin. açık ya da kapalı olması sadece onu ilgilendirir. dört yanından sarmayın elinizi kolunuzu bakışınızı._hayır efendim 'madem giyindin, onu da göze alacaksın' bir mazeret cümlesi değildir. ayrıca taciz edilmek için memelerin bacakların ya da her hangi bir başka yerimizin açık olmasına gerek olmadığını tecrübeyle defalarca tesbit ettik. daha memelerim yokken de sokakta çok afedersiniz popomun ellenmesiyle erken yaşta işin memeyle bacakla alakalı olmadığını farketmiştim. bu kadar çok meme ve bacak ve popo dediğim için de üzgünüm. eminim bu kelimelerin kullanılması da pek hoş karşılanmayacaktır. evet biz bu tip organlarımız için toplum içinde kabul gören daha hoş kelimeler kullanırız doğru söylüyorsunuz. bakın popo diyerek ben de zaten bu teamüle uymuşum. neyse, ne diyordum, taciz etmeyin. tecavüzü aklınızdan geçirmeyin. şimdi onun da tabi suç sayılmayan halleri olduğu da söyleniyor. kot pantalon ayrı etek ayrı muamele görüyor diyorlar.oraları biraz karışık, en son hadım önerisi de duymuştum ben, onayladığımdan değil de ne olacağı belli değil ondan, bir de taciz olsun tecavüz olsun bunlar kötü hissettiren şeyler, yapmayın.
öte yandan, belki bilmeyenler var ama ben burda artık söyleyeyim; kadınlar da sevişir. tabi bu durum erkeklerden daha zor olabilir zira kadınlar bedenlerinin sahibinin kendileri olduğunu hissetmek için bile uzun uğraş verirler. hani anne babalarının kızı, kardeşlerinin ablası, abilerinin kardeşi olma halinin bedenleri üzerine ördüğü iplerden bahsediyorum, işte onları muntazamca kaldırmak az zaman alabilir. hani iş sevişmekle de bitmez, zira sevişince 'kadın' olunduğu için, sevişince başka birinin 'kadını' olma ihtimali de üzerinde uğraşılması gereken başka bir sorun olur. ha şimdi erkeklerin üzerinde de benzer baskılar yok desem yalan olur. onlara da yapılan "kızları kirletmeme" uyarısı, kadına yapılan baskıdan bağımsız değildir. tabi hepsi toplumun temizliğe olan düşkünlüğündendir yoksa ona şüphe yok.
bir de "kadın dediğin eli ojeli, saçı boyalı, yüzü gözü vücudu tüysüz olur" algısı var. şimdi efendim, bunları ortaya atan bu kozmetik şirketleri, zira milyon lira harcanıyor bu makyaj malzemelerine diyip işi direk kapitalist sisteme de atabilirim. ama bunun yanında bu "güzel kadın" algısının çok öncelere dayandığına dair bir his içimde var hep, şu pamuk prensesin bunda etkisi olabilir. diyeceğim o ki, bu tip" kadın dediğin" yargıları pek hoş değil, zira "kadın dediğin" çeşit çeşit. herkes sevmeyebilir süsü, tüyünden kılından rahatsız olmayan da olabilir. hani süslenene, bakım yapana bir şey demeyin ama yapmayana da "ucube" muamelesi yapmayın yeter.
şimdi bir de "kutsal kadın" imajı var. bu biraz tehlikeli. bir yandan yasak, şeytan olarak betimlenen kadın varken diğer yanda kutsal, anne kadın var. evlenince iyice belirginleşen ayrım aslında her zaman var. bu yasak olarak betimlenen kadın birden kutsal muamelesi görünce de kendini gerçekten kutsal sanıyor (kişilik çatışmasına başka bir neden daha). gerçekten aşılması zor durumlar bunlar. hani hep topu bir insan karşınızdaki de , o yüzden sonsuz şefkat, anlayış, bütün çocuklara annelik etme içgüdüsü falan beklemek pek doğru değil. hani diyorum, yapmayın.
bir de nasıl desem, kadınları dövmeyin. hatta döverek öldürenler oluyor, onu hiç yapmayın. bununla ilgili artı söz demeye pek de gerek yok. kızını döven dizini döver diye öğrettiler size o da doğru ama şimdi siz dövmezseniz daha iyi olur.
şimdi bunların genel muhattabı erkekler gibi görünmüş olabilir ama değil. zira bu kadının karşısında duran "erkeklik" halinin erkek bedenine özgü olduğunu düşünmüyorum. bununla ilgili de tecrübelerim sabittir. zira yukarıda yapmayın denilen durumların çoğunun kadınlar tarafından kadınlara yapıldığına şahit olmuşumdur. "kadın dediğin..." cümleleri gibi "erkek dediğin" diye başlayan cümleler de arızalıdır.
mevzu uzundur, derindir, etkileneni, etkileyeni, izleyeni ortaktır. çözümü de ortak olacaktır diye düşünürüm.
*resim şükran moral a aittir. gözünüzü "oramızdan" çekin mahiyetinde.
